künye
yazarın adı: C. S. LEWİS
yayın evi: Doğan Egmont Yayıncılık
çizimler: Pauline BAYNES
özgün adı: The Chronicles of Narnia- The Voyage of the "Dawn Treader"
kapak illüstrasyonu: Cliff NİELSEN
çeviri: Müfit BALABANLAR
yayına hazırlayan: Deniz K. PALA
grafik uygulama: Havva ALP
sayfa sayısı: 255
çizimler: Pauline BAYNES
özgün adı: The Chronicles of Narnia- The Voyage of the "Dawn Treader"
kapak illüstrasyonu: Cliff NİELSEN
çeviri: Müfit BALABANLAR
yayına hazırlayan: Deniz K. PALA
grafik uygulama: Havva ALP
kitap arkası
DÜNYANIN
UCUNA YOLCULUK
Bir ejderhanın uyandığı...
yıldızların yeryüzüne indiği...
her şeyin olabileceği bir ülke:
NARNİA
Bir kral ve hiç beklenmedik bir anda
gemisine konuk olan dostları,
bilinen bütün toprakların daha da
ötesine doğru yelken açarlar.
Atıldıkları bu macera, onlara dünyanın
sonunun sadece bir başlangıç
olduğunu gösterir.
DÜNYANIN
UCUNA YOLCULUK
Bir ejderhanın uyandığı...
yıldızların yeryüzüne indiği...
her şeyin olabileceği bir ülke:
NARNİA
Bir kral ve hiç beklenmedik bir anda
gemisine konuk olan dostları,
bilinen bütün toprakların daha da
ötesine doğru yelken açarlar.
Atıldıkları bu macera, onlara dünyanın
sonunun sadece bir başlangıç
olduğunu gösterir.
UCUNA YOLCULUK
Bir ejderhanın uyandığı...
yıldızların yeryüzüne indiği...
her şeyin olabileceği bir ülke:
NARNİA
Bir kral ve hiç beklenmedik bir anda
gemisine konuk olan dostları,
bilinen bütün toprakların daha da
ötesine doğru yelken açarlar.
Atıldıkları bu macera, onlara dünyanın
sonunun sadece bir başlangıç
olduğunu gösterir.
kitap alıntı
"...
Herkes silahlarının başına koştu, ama yapılacak birşey yoktu, canavara ulaşmak mümkün değildi. "Ok atın! Ok atın!" diye bağırdı okçubaşı. Birçoğu verilen emre itaat etti, ancak oklar, deniz canavarının derisi sanki çelik levhalarla kaplıymış gibi sekti. Sonra herkesin, canavarın gözleri ile ağzına bakarak ve nereye saldıracağını merak ederek hareketsiz kaldığı bir dehşet anı yaşandı.
Ne var ki, canavar saldırmadı. Başını geminin üzerine, direğin sereniyle aynı hizaya uzattı. Şimdi başı mevzilendikleri yerin hemen yanındaydı. Başını sancak küpeştesinin üzerinden geçene kadar uzattı.Sonra baş kalabalığın olduğu güverteye değil de suya doğru alçalmaya başladı, böylece canavar geminin üstünde bir kemer oluşturmuştu. Ardından bu kemer daraldıkça daraldı, sancak tarafında, Denizyılanı neredeyse Şafak Yıldızı'nın kenarına dokunuyordu.
Yağmura kadar var gücüyle iyi bir çocuk olmaya çalışan, ama satranç yüzünden eskiye dönen Eustace, yaşamında ilk defa cesur davrandı. Caspian' ın ödünç verdiği bir kılıcı kuşanmıştı. Yılanın vücudu sancak tarafına yeterince yaklaşır yaklaşmaz küpeşteye sıçradı ve bütün gücüyle canavara vurmaya başladı.
..."
Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık' ın "Narnia Günlükleri Şafak Yıldızı'nın Yolculuğu" adlı kitabından alıntıdır.
"...
Herkes silahlarının başına koştu, ama yapılacak birşey yoktu, canavara ulaşmak mümkün değildi. "Ok atın! Ok atın!" diye bağırdı okçubaşı. Birçoğu verilen emre itaat etti, ancak oklar, deniz canavarının derisi sanki çelik levhalarla kaplıymış gibi sekti. Sonra herkesin, canavarın gözleri ile ağzına bakarak ve nereye saldıracağını merak ederek hareketsiz kaldığı bir dehşet anı yaşandı.
Ne var ki, canavar saldırmadı. Başını geminin üzerine, direğin sereniyle aynı hizaya uzattı. Şimdi başı mevzilendikleri yerin hemen yanındaydı. Başını sancak küpeştesinin üzerinden geçene kadar uzattı.Sonra baş kalabalığın olduğu güverteye değil de suya doğru alçalmaya başladı, böylece canavar geminin üstünde bir kemer oluşturmuştu. Ardından bu kemer daraldıkça daraldı, sancak tarafında, Denizyılanı neredeyse Şafak Yıldızı'nın kenarına dokunuyordu.
Yağmura kadar var gücüyle iyi bir çocuk olmaya çalışan, ama satranç yüzünden eskiye dönen Eustace, yaşamında ilk defa cesur davrandı. Caspian' ın ödünç verdiği bir kılıcı kuşanmıştı. Yılanın vücudu sancak tarafına yeterince yaklaşır yaklaşmaz küpeşteye sıçradı ve bütün gücüyle canavara vurmaya başladı.
..."
Herkes silahlarının başına koştu, ama yapılacak birşey yoktu, canavara ulaşmak mümkün değildi. "Ok atın! Ok atın!" diye bağırdı okçubaşı. Birçoğu verilen emre itaat etti, ancak oklar, deniz canavarının derisi sanki çelik levhalarla kaplıymış gibi sekti. Sonra herkesin, canavarın gözleri ile ağzına bakarak ve nereye saldıracağını merak ederek hareketsiz kaldığı bir dehşet anı yaşandı.
Ne var ki, canavar saldırmadı. Başını geminin üzerine, direğin sereniyle aynı hizaya uzattı. Şimdi başı mevzilendikleri yerin hemen yanındaydı. Başını sancak küpeştesinin üzerinden geçene kadar uzattı.Sonra baş kalabalığın olduğu güverteye değil de suya doğru alçalmaya başladı, böylece canavar geminin üstünde bir kemer oluşturmuştu. Ardından bu kemer daraldıkça daraldı, sancak tarafında, Denizyılanı neredeyse Şafak Yıldızı'nın kenarına dokunuyordu.
Yağmura kadar var gücüyle iyi bir çocuk olmaya çalışan, ama satranç yüzünden eskiye dönen Eustace, yaşamında ilk defa cesur davrandı. Caspian' ın ödünç verdiği bir kılıcı kuşanmıştı. Yılanın vücudu sancak tarafına yeterince yaklaşır yaklaşmaz küpeşteye sıçradı ve bütün gücüyle canavara vurmaya başladı.
..."
Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık' ın "Narnia Günlükleri Şafak Yıldızı'nın Yolculuğu" adlı kitabından alıntıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder