künye
yazarın adı: Samipaşazade Sezai
yayın evi: Bordo Siyah
hazırlayan: Kemal BEK
sayfa sayısı: 129
hazırlayan: Kemal BEK
kitap arkası
" Edebiyatla baş başa kalmak için, bütün yurtta bir huzur köşesi yoktu. Bu durumlara karşı çevrenin etkisiyle geçirdiğim şiddetli, yakıcı ve yıkıcı, sinirli bir hayat içinde yazı masamın önünde şiir perisinin düşüncemi ziyaret ve iltifatını beklerken, kapımda hafiyelerin ayak seslerini, penceremden beni gözetleyen kaplan bakışlı gözlerini görürdüm. Çünkü Sergüzeşt' e esirlik aleyhinde başlamış ve Hürriyetine... diyerek son vermiştim." Samipaşazade Sezai, ilk ve tek romanı olan Sergüzeşt' te; Kafkasya' dan başlayan esareti Mısır' da son bulan Dilber' in acıklı hikayesi üzerinden, içinde bulunduğu toplumun acımasızlığını, yozlaşmışlığını ve toplumda hüküm süren kölelik sistemini eleştirmiş, bu nedenle döneminin baskıcı hükümetiyle başı belaya girmiş, yurt dışına kaçıp uzun süre orada yaşamak zorunda kalmıştır.
" Edebiyatla baş başa kalmak için, bütün yurtta bir huzur köşesi yoktu. Bu durumlara karşı çevrenin etkisiyle geçirdiğim şiddetli, yakıcı ve yıkıcı, sinirli bir hayat içinde yazı masamın önünde şiir perisinin düşüncemi ziyaret ve iltifatını beklerken, kapımda hafiyelerin ayak seslerini, penceremden beni gözetleyen kaplan bakışlı gözlerini görürdüm. Çünkü Sergüzeşt' e esirlik aleyhinde başlamış ve Hürriyetine... diyerek son vermiştim." Samipaşazade Sezai, ilk ve tek romanı olan Sergüzeşt' te; Kafkasya' dan başlayan esareti Mısır' da son bulan Dilber' in acıklı hikayesi üzerinden, içinde bulunduğu toplumun acımasızlığını, yozlaşmışlığını ve toplumda hüküm süren kölelik sistemini eleştirmiş, bu nedenle döneminin baskıcı hükümetiyle başı belaya girmiş, yurt dışına kaçıp uzun süre orada yaşamak zorunda kalmıştır.
kitap alıntı
"...
Sabah saat dörde gelmişti ki, esirci aşağıya inerek, Dilber' in oda kapısını vuruverdi. Yanıt alamadı, yeniden kapıya vurarak, "Dilber, Dilber!" dedi. Yine yanıt yok. Dilber, uykusuzluğun verdiği güçsüzlük, korkunun yarattığı baygınlıktan bitkin bir durumda uyuyordu. Üçüncü kez, daha şiddetle, "Dilber, Dilber!" diye kapıyı vurup da yanıt alamayınca, büyük bir telaşla iskemlenin üstüne çıkarak kapının aralığından iç taraftaki üst sürmeyi, iskemleden inerek alt sürmeyi çekince, kapıyı şiddetle itti. Kapı açılırken çıkan gürültüden Dilber uyandı. Esirci, "Dilber, sana ne oldu? Niçin bu kadar uyuyorsun?" diye sorduğu zaman, Dilber, gözleri yaşla dolu olduğu halde, " Ben bu gece pek korktum. Bu oda pek fena!" dedi. Esirci korkudan Dilber' in sağlığının bozulma ve sarsılmasıyla ticaret ve çıkarına zarar geleceğini düşünerek, "A" kızım, korkacak ne var? Ben senin bu kadar korkak olduğunu bilseydim, bu odada yalnız bırakır mıydım? Bundan sonra her gece benimle yat," diyerek gözlerinden öptü. Sonra okşayarak, " Hadi kalk kızım. Senin için hayırlı müşteriler geldi, yüzünü yıka, değiş" (dedi.)
..."
Bordo Siyah Yayınları' nın "Sergüzeşt" adlı kitabından alıntıdır.
"...
Sabah saat dörde gelmişti ki, esirci aşağıya inerek, Dilber' in oda kapısını vuruverdi. Yanıt alamadı, yeniden kapıya vurarak, "Dilber, Dilber!" dedi. Yine yanıt yok. Dilber, uykusuzluğun verdiği güçsüzlük, korkunun yarattığı baygınlıktan bitkin bir durumda uyuyordu. Üçüncü kez, daha şiddetle, "Dilber, Dilber!" diye kapıyı vurup da yanıt alamayınca, büyük bir telaşla iskemlenin üstüne çıkarak kapının aralığından iç taraftaki üst sürmeyi, iskemleden inerek alt sürmeyi çekince, kapıyı şiddetle itti. Kapı açılırken çıkan gürültüden Dilber uyandı. Esirci, "Dilber, sana ne oldu? Niçin bu kadar uyuyorsun?" diye sorduğu zaman, Dilber, gözleri yaşla dolu olduğu halde, " Ben bu gece pek korktum. Bu oda pek fena!" dedi. Esirci korkudan Dilber' in sağlığının bozulma ve sarsılmasıyla ticaret ve çıkarına zarar geleceğini düşünerek, "A" kızım, korkacak ne var? Ben senin bu kadar korkak olduğunu bilseydim, bu odada yalnız bırakır mıydım? Bundan sonra her gece benimle yat," diyerek gözlerinden öptü. Sonra okşayarak, " Hadi kalk kızım. Senin için hayırlı müşteriler geldi, yüzünü yıka, değiş" (dedi.)
..."
Bordo Siyah Yayınları' nın "Sergüzeşt" adlı kitabından alıntıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder