künye
yazar: Jean Christophe Grange
yayın evi: Doğan Kitap
tür: polisiye/ gerilim
orjinal adı: L'Empire des Loups
Fransızca aslından çeviren: Şevket Deniz
kapak tasarımı: DPN Design
1. baskı: Temmuz 2003
sayfa sayısı: 405
yayın evi: Doğan Kitap
tür: polisiye/ gerilim
orjinal adı: L'Empire des Loups
Fransızca aslından çeviren: Şevket Deniz
kapak tasarımı: DPN Design
1. baskı: Temmuz 2003
kitap arkası
Her şey korkuyla başladı ve yine korkuyla sona erecek
"Gerçekten etkileyici bir yazar."
The Guardian
"Grange güçlü bir kalem. Onu seviyorum."
Anita Brookner, The Spectator
"Eleştirilere, mantığa, gerçeğe meydan okuyan bir kitap..."
The Washington Post
"Paris' te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu... İstanbul' a kadar süren ve Nemrut Dağı' nda sona eren bir kaçma-kovalamaca... Jean-Christophe Grange' ye yaraşır bir kitap."
Le Monde
Seri cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis' deki Küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçlara alet edilmesi.
Paris' i kana boyayan Türk mafyası. Kızıl Nehirler' in, Taş Meclisi'nin ve Leyleklerin Uçuşu' nun yazarı Grange' den yine çarpıcı, yine soluk soluğa bir roman.
Jean-Christophe Grange
1961' de Fransa' da doğdu. Çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalıştı. Paris-Match için gezi-macera röportajları, Figaro Magazine için bilimsel röportajlar hazırladı. Bütün dünyada ve Türkiye' de aylarca çok satanlar listesinden inmeyen "Kızıl Nehirler", "Taş Meclisi" ve "Leyleklerin Uçuşu" ndan sonra "Kurtlar İmparatorluğu" yazarın Türkçe' de çıkan dördüncü romanı.
Her şey korkuyla başladı ve yine korkuyla sona erecek
"Gerçekten etkileyici bir yazar."
The Guardian
"Grange güçlü bir kalem. Onu seviyorum."
Anita Brookner, The Spectator
"Eleştirilere, mantığa, gerçeğe meydan okuyan bir kitap..."
The Washington Post
"Paris' te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu... İstanbul' a kadar süren ve Nemrut Dağı' nda sona eren bir kaçma-kovalamaca... Jean-Christophe Grange' ye yaraşır bir kitap."
Le Monde
Seri cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis' deki Küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçlara alet edilmesi.
Paris' i kana boyayan Türk mafyası. Kızıl Nehirler' in, Taş Meclisi'nin ve Leyleklerin Uçuşu' nun yazarı Grange' den yine çarpıcı, yine soluk soluğa bir roman.
Jean-Christophe Grange
1961' de Fransa' da doğdu. Çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalıştı. Paris-Match için gezi-macera röportajları, Figaro Magazine için bilimsel röportajlar hazırladı. Bütün dünyada ve Türkiye' de aylarca çok satanlar listesinden inmeyen "Kızıl Nehirler", "Taş Meclisi" ve "Leyleklerin Uçuşu" ndan sonra "Kurtlar İmparatorluğu" yazarın Türkçe' de çıkan dördüncü romanı.
"Gerçekten etkileyici bir yazar."
The Guardian
"Grange güçlü bir kalem. Onu seviyorum."
Anita Brookner, The Spectator
"Eleştirilere, mantığa, gerçeğe meydan okuyan bir kitap..."
The Washington Post
"Paris' te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu... İstanbul' a kadar süren ve Nemrut Dağı' nda sona eren bir kaçma-kovalamaca... Jean-Christophe Grange' ye yaraşır bir kitap."
Le Monde
Seri cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis' deki Küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçlara alet edilmesi.
Paris' i kana boyayan Türk mafyası. Kızıl Nehirler' in, Taş Meclisi'nin ve Leyleklerin Uçuşu' nun yazarı Grange' den yine çarpıcı, yine soluk soluğa bir roman.
Jean-Christophe Grange
1961' de Fransa' da doğdu. Çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalıştı. Paris-Match için gezi-macera röportajları, Figaro Magazine için bilimsel röportajlar hazırladı. Bütün dünyada ve Türkiye' de aylarca çok satanlar listesinden inmeyen "Kızıl Nehirler", "Taş Meclisi" ve "Leyleklerin Uçuşu" ndan sonra "Kurtlar İmparatorluğu" yazarın Türkçe' de çıkan dördüncü romanı.
kitap alıntı
"...
Ama hastalık, uykusunda da rahat bırakmıyordu onu. Krizlerin başladığı günden beri, Anna hep aynı rüyayı görüyordu. Siyah beyaz görüntüler, bir sessiz filmde olduğu gibi düzensiz aralıklarla art arda geçip gidiyordu.
Sahne her seferinde aynıydı: açgözlü köylüler, geceyarısı birgarın peronunda bekliyordu; buhar dumanları arasında bir marşandiz geliyordu. Bir yük vagonunun kapısı açılıyordu. Kasketli bir adam görünüyor ve ona uzatılan bir bayrağı almak için eğiliyordu; bayrakta tuhaf bir kısaltma vardı: üzerindeki, yıldız biçiminde yerleştirilmiş dört hilal dikkati çekiyordu.
Adam kara kaşlarını çatarak doğruluyordu. Elindeki bayrağı sallayarak kalabalığa sesleniyordu, ama söyledikleri duyulmuyordu. Onun yerine kalabalıktan sesler yükseliyordu: iç çekmeler ve çocuk ağlamalarıyla karışık dayanılmaz bir uğultu.
Böylece Anna' nın fısıldamaları da bu yürekleri parçalayan koroya karışıyordu. Anna küçük çocuklara sesleniyordu: "Nerelisiniz?" "Neden ağlıyorsunuz?"
Cevap olarak garın peronunda şiddetli bir rüzgar çıkıyordu. Bayrağın üzerindeki dört hilal, fosfor gibi ışıldamaya başlıyordu. Kabus, hayal, Anna' nın kabusunu oluşturan bu sahne de rüzgarda savruluyordu. Adamın paltosu aralanıyor, çıplak, açık, bomboş göğüs kafesi görünüyordu; sonra fırtına adamın yüzünü un ufak ediyordu. Rüzgarda savrulan kül gibi, etler çevreye dağılıyordu...
Anna sıçrayarak uyandı.
..."
Doğan Egmont Yayıncılık' ın "Kurtlar İmparatorluğu" adlı kitabından alıntıdır.
"...
Ama hastalık, uykusunda da rahat bırakmıyordu onu. Krizlerin başladığı günden beri, Anna hep aynı rüyayı görüyordu. Siyah beyaz görüntüler, bir sessiz filmde olduğu gibi düzensiz aralıklarla art arda geçip gidiyordu.
Sahne her seferinde aynıydı: açgözlü köylüler, geceyarısı birgarın peronunda bekliyordu; buhar dumanları arasında bir marşandiz geliyordu. Bir yük vagonunun kapısı açılıyordu. Kasketli bir adam görünüyor ve ona uzatılan bir bayrağı almak için eğiliyordu; bayrakta tuhaf bir kısaltma vardı: üzerindeki, yıldız biçiminde yerleştirilmiş dört hilal dikkati çekiyordu.
Adam kara kaşlarını çatarak doğruluyordu. Elindeki bayrağı sallayarak kalabalığa sesleniyordu, ama söyledikleri duyulmuyordu. Onun yerine kalabalıktan sesler yükseliyordu: iç çekmeler ve çocuk ağlamalarıyla karışık dayanılmaz bir uğultu.
Böylece Anna' nın fısıldamaları da bu yürekleri parçalayan koroya karışıyordu. Anna küçük çocuklara sesleniyordu: "Nerelisiniz?" "Neden ağlıyorsunuz?"
Cevap olarak garın peronunda şiddetli bir rüzgar çıkıyordu. Bayrağın üzerindeki dört hilal, fosfor gibi ışıldamaya başlıyordu. Kabus, hayal, Anna' nın kabusunu oluşturan bu sahne de rüzgarda savruluyordu. Adamın paltosu aralanıyor, çıplak, açık, bomboş göğüs kafesi görünüyordu; sonra fırtına adamın yüzünü un ufak ediyordu. Rüzgarda savrulan kül gibi, etler çevreye dağılıyordu...
Anna sıçrayarak uyandı.
..."Sahne her seferinde aynıydı: açgözlü köylüler, geceyarısı birgarın peronunda bekliyordu; buhar dumanları arasında bir marşandiz geliyordu. Bir yük vagonunun kapısı açılıyordu. Kasketli bir adam görünüyor ve ona uzatılan bir bayrağı almak için eğiliyordu; bayrakta tuhaf bir kısaltma vardı: üzerindeki, yıldız biçiminde yerleştirilmiş dört hilal dikkati çekiyordu.
Adam kara kaşlarını çatarak doğruluyordu. Elindeki bayrağı sallayarak kalabalığa sesleniyordu, ama söyledikleri duyulmuyordu. Onun yerine kalabalıktan sesler yükseliyordu: iç çekmeler ve çocuk ağlamalarıyla karışık dayanılmaz bir uğultu.
Böylece Anna' nın fısıldamaları da bu yürekleri parçalayan koroya karışıyordu. Anna küçük çocuklara sesleniyordu: "Nerelisiniz?" "Neden ağlıyorsunuz?"
Cevap olarak garın peronunda şiddetli bir rüzgar çıkıyordu. Bayrağın üzerindeki dört hilal, fosfor gibi ışıldamaya başlıyordu. Kabus, hayal, Anna' nın kabusunu oluşturan bu sahne de rüzgarda savruluyordu. Adamın paltosu aralanıyor, çıplak, açık, bomboş göğüs kafesi görünüyordu; sonra fırtına adamın yüzünü un ufak ediyordu. Rüzgarda savrulan kül gibi, etler çevreye dağılıyordu...
Anna sıçrayarak uyandı.
Doğan Egmont Yayıncılık' ın "Kurtlar İmparatorluğu" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder