Bu Blogda Ara

İzleyiciler

EN ÇOK OKUNAN

19 Ocak 2018 Cuma

ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR


künye

yazar: Ahmet Ümit
kapak tasarım: Utku Lomlu
yazar fotoğrafı: Volkan Doğar
mizanpaj: Bahar Kuru Yerek
yayın evi: Everest Yayınları
1.basım: 2002 Doğan Kitap
19. basım: Temmuz 2010 Everest Yayınları
sayfa sayısı: 192

kitap arkası

İstanbul' dan suç manzaraları... Suçun perdelediği yaşamlar... Katillerin ardındaki insanlar. Sıradan olanın gerisindeki gizem. Ülkenin gerçek bir panoraması. Karakterler labirenti... Başkomser Nevzat' la, varoşlardan villalara, batakhanelerden sanat çevrelerine yaptığımız heyecan yüklü bir yolculuk. Trajik olduğu kadar komik, komik olduğu kadar kederli vakalar. Bize, bizi anlatan ironik öyküler.

"Cinayetin işlendiği resim atölyesi bir korku filmi setini andırıyordu. Yüksek bir tavan, ölü yüzü gibi bembeyaz duvarlar, bordo rengi kadife perdelerle kaplanmış üç dar pencere. Pencerelerin hemen önünde duran cevizden yapılma tabutun içinde, uzun saçlı, ilk bakışta kız mı erkek mi olduğu anlaşılmayan bir ceset yatıyordu. Bütün bedenini kaplayan siyah pelerinin kalp hizasında kol saatinin kadranı büyüklüğünde bir delik vardı. Tuhaftır, deliğin etrafında fazla kan lekesi yoktu. Cesedin kalbinden çıkartıldığını sandığımız, heykeltıraşların kullandığı türden, ucu kanlı, yirmi santim uzunluğundaki bir keski, tabut ile üzerinde tamamlanmamış bir resmin bulunduğu şövalenin arasında, yerde duruyordu. Tabutun başında saçı sakalı birbirine karışmış bir adam, ağzını her açtığında alkol kokuları yayarak, 'Karanlıklar Prensi öldü... Karanlıklar Prensi öldü,' diye dövünüp duruyordu."

kitap alıntı


"...
                   Ertesi sabah Kemal' in Rumen sevgilisi İrina' nın oturduğu Kocamustafapaşa' daki dairenin kapısını çalıyoruz. Ağlamaktan gözleri şişmiş, genç bir kadın açıyor kapıyı. Eteğinde de menekşe gözlü bir kız çocuğu. Bizi ürkek bir yüzle süzen kadına kimliğimizi gösterip polis olduğumuzu söylüyoruz. Bizi içeri alıyor. Nasıl anlaşabileceğimizi düşünürken, kadının oldukça iyi Türkçe konuştuğunu fark ediyoruz. Sorguya başlarken İrina çocuğunun eline bir bebek tutuşturup içerdeki odaya gönderiyor.
          "Kaç yıldır Türkiye' desiniz?" diye soruyorum.
          "Altı yıldır." diyor. "Çocuğumu burada doğurdum."
          "Babası Kemal mi?" diye soruyorum.
          Kadın bunu yanıtlamak zorunda mıyım, dercesine uzun uzun yüzüme bakıyor.
          "Belki bu sorular sizi rahatsız ediyor ama Kemal' in katilini bulmamızı istiyorsanız yanıtlamalısınız," diyorum.
          "Tamam," diyor İrina. "Katya' nın babası Recep' tir?"
          "Recep mi?" diye soruyorum şaşkınlıkla. "Cango Recep mi?"
          "Cango. Türkiye' ye geldiğimde iki yıl onunla yaşadım."
          "Sonra," diye soruyorum merakla.
          "O zamanlar çok toydum. Beni sevdiğini sanıyordum. Çocuğu bu yüzden doğurdum. Ama sonra Cango' nun beni sevmediğini, kullandığını anladım."
          "Onu bıraktınız mı?" diyerek merakla soruyor Ali.
          "O beni bıraktı. Kimse Cango' yu bırakamaz."
          "Peki Kemal' le nasıl tanıştınız?" diyorum.
          "Yenikapı' daki çay bahçesinde. Gözden düştükten sonra ben orada çalışmaya başladım."
          "Ne iş yapıyordunuz?"
          "Bedenimi satıyordum,"
..."
Everest Yayınları' nın "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder