künye
yazarın adı: Ayşe KULİN
yayın evi: Everest Yayınları
kapak tasarım: Utku Lomlu
kapak fotoğrafı: Kutup Dalgakıran
sayfa tasarımı: Veysel Demirel
baskı ve cilt: Melisa Matbaacılık
birinci baskı: Kasım 2009
sayfa sayısı: 332
kitap arkası
"Tüm insanlığın aklın ve vicdanın
aydınlattığı yolda yürümeyi seçeceği gün,
er veya geç gelecekti. Buna bütün
kalbimle inanıyordum. Sabrımı ve
sükunetimi, bu inançtan alıyordum.
O güne kadar, başa her gelen çekilecek!
Oyunun kuralı böyle! Yaşam oyununun!
Ne demiş şair:
'Yaşamak şakaya gelmez...'"
Binlerce cüzamlıyı iyileştirdi, hayatın içine kattı...
Kız çocukları başta olmak üzere, binlerce çocuğun
okullu olmasını sağladı. Her zaman tek başınaydı
ama hiçbir zaman yalnız değildi. Kimsenin
yanında yer almak adına inançlarından,
ilkelerinden ödün vermedi ama yüz binlerce
insan onun yanında yer aldı.
Türkan Saylan... Tek ve tek başına!
kitap alıntı
"...
Bir gün karşıma, karakolda polisten yediği dayaktan, haşat olmuş bir hayat kadını getirdiler. Kadını muayene ettim. Polisinde tahmin ettiği gibi frengi mikrobu taşıyordu. Ona tedavisi için gerekli olan frengi ilaçlarını verdikten sonra, kimlerle ilişkide bulunduğunu sordum. Hiçbir soruma yanıt vermek istemedi. Hala korkudan tir tir titriyordu. Tek söylediği çocukları olduğu onlara bakmak için bu yola düştüğüydü. Ben ise tedavi edebilmek amacıyla, hastalığı bulaştırdığı kişilerin peşindeydim. O insanları tedaviye almazsak, onlar hastalığı evlerinde kendi eşlerine veya diğer ilişkiye girecekleri kişilere bulaştıracaklar ve zincir uzamaya devam edecekti.
Kadını sakinleştirip, ona bir çay ikram ettikten sonra, koyu bir sohbete koyuldum. Hayatın zorluklarından, benim de çocuklarımı yetiştirebilmek için çok çalışmak zorunda kaldığımdan, fakat ne mutlu bana ki bir mesleğim olduğu için para kazanmak adına fuhuşa başvurmama gerek kalmadığından, çocukların anaları için ne kadar değerli olduklarını bildiğimden, onun yapmakta olduğu işin nedenini anlayabildiğimden samimiyetle söz ettim. Yarım saate yakın bir süre sonra, benim gözlerimde yaşlar vardı, zavallı kadın ise hüngür hüngür ağlıyordu. Kadın kadına sıcak bir iletişim kurmuştuk. İsterse ona çalışabileceği bir iş bulma vaadinde bile bulundum. Kadının güvenini kazanınca, bu sefer ona frengi hastalığı ile ilgili çok basit bilgileri aktardım. Hastalık zamanında yakalanırsa bir kaç penisilin iğnesi ile önlenebiliyordu. Fakat çok bulaşıcı olduğu için pek çok masum insan, farkına bile varmadan hastalığa yakalanıyor ve tedavinin artık mümkün olamayacağı evrelere geliyorlardı, üstelik hastalığı başkalarına da bulaştıra bulaştıra. Uğruna fuhuş yaptığı çocuklarının da bir gün kurban olma ihtimalleri vardı. Bulaştırdığı kişilerin adını verirse, biz onları gizlice bulacak, tedavilerini yapacaktık. Kimse adlarını onun verdiğini bilmeyecekti. Bir kere daha düşünmez miydi?
..."
Everest Yayınlarının "TÜRKAN" adlı kitabından alıntıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder