Bu Blogda Ara

İzleyiciler

EN ÇOK OKUNAN

24 Nisan 2022 Pazar

KÖPRÜ

 




künye


yazarın adı: Ayşe Kulin
yayın evi: Everest Yayınları
kapak tasarımı: Utku Lomlu
kamizanpaj: Bahar Kuru Yerek
sayfa sayısı: 321

kitap arkası


Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı.
Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı
Bayram, oğlunu Elmas' ın kucağına. Şimdi
burun burunaydılar Elmas' la Öksüz.
Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor,
burunlarını birbirine sürtüyor, birbirlerinin
boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar
çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas' ın 
saçlarında, Elmas' ın dudakları bebenin yüzünde
dolaşıyordu. Elmas ne diğer hastaları ziyaret
edenlerden ne de Bayram' dan hiç utanmadan, hiç
gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına
vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi
guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan,
 kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe
geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler.

Köprü... Olağanüstü bir bürokratın,
otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün
ve doğunun töreye teslim olmuş insanlarının
öyküsü. Ayşe Kulin'in kaleminden.
 






Ayşe Kulin, Foto Sabah Resimleri ile 1995 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü' nü, 1996 yılında Sait Faik Hikaye Armağanı' nı, 2007 yılında Veda ile Türkiye Yazarlar Birliği, En İyi Roman Ödülü' nü, 2008 yılında ise Nefes Nefese ile European Council of Jewish Communities tarafından verilen en iyi roman ödülünü kazandı. Birçokkez iletişim fakültelerinin, çeşitli okulların, kurumların, dergilerin ve derneklerin anketlere dayalı ödüllerini aldı.

Sevdalinka' nın Bosna-Hersek telif geliri savaş mağduru çocuklara; Kardelenler' in telif geliri Kardelenler Projesine; Sit Nene' nin Masalları' nın teğlif geliri ise UNICEF Anaokulu Projesi' ne bağışlanmıştır.


kitap alıntı


"...

Yeni atanan Kaymakam ise, kafayı ilçenin tuvaleti olmayan evlerine takmıştı. Toplamıştı ahaliyi köy meydanına, “Siz ne biçim Müslümanlarsınız!” diye bas bas bağırmıştı. “Helasız ev olur mu yahu! Size üç ay zaman tanıyorum, bu işi düzeltmeniz için.” Elinde birtakım kâğıtlar vardı. Yanında da bazı malzemeler getirmişti. “Buyrun alın, hepinize birer Köy Tipi Hela Projesi hazırlattım. Her biriniz evinizin yanına şu kadar metrekareyi işaretleyip kazacak, ortasına birer hela deliği açacak, üstüne de şimdi dağıtacağımkâğıtlarda gösterildiği gibi, kabin yapacaksınız.” Mesken sayısı kadar, en basit şekilde çizilmiş hela projelerini dağıtmıştı köylülere, “Çimentoyu, demiri ben vereceğim. Kapılarınızı da standart boylarda yine ben veriyorum. Duvarları kerpiçten siz öreceksiniz. Herkes kendi evinin tuvaletinden sorumlu. Sağlık Kurulu'ndan karar çıkarttım, üç ay sonra, aranızda helasını yapmayan varsa, hükümet emrine muhalefetten para cezası ödeyecek. Haydi marş marş! Evlerinize tuvalet yapmaya gidiyorsunuz.!” “Bu malzemeleri nirden buldin Gaymekem?” diye sormuştu içlerinden biri. “Vilayetten aldım. Kapıların kerestelerini de Köy İşleri verdi. Bu bir toplum kalkınma örneğidir, ağalar. Göreyim sizi. Üç ay sonra kıçınız dona dona dere kenarına gitmeyeceksiniz, çoluk çocuk. Bana da dua edeceksiniz.” Üç ay sonra evleri denetlemeye gittiğinde, uğradığı ilk evde, tuvaletin anahtarını bir türlü bulamamıştı sahibi. Dört dönüyor, her yana koşuyor, her tarafa bakıyor, kadınlara çocuklara soruyordu. “Niye kitledin aga, hela kapısını dışardan?” diye sormuştu Kaymakam. Taş, topraktan yapılma derme çatma evlerin en güzel köşeleri, beyaz sıvalı duvarları, doğru dürüst kapılarıyla bu tertemiz tuvaletlerdi. “Beg, burası çok mohim bir yerdir! Çolik çocik içeri girup de, bunca emeğin içine sıçmasınlar diye, gilit altında tutuyem helayı,” demişti ev sahibi.
..." 

Everest Yayınlarının "KÖPRÜ" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder