künye
yazarı: Samantha Hunt
türkçesi: Cihat Taşçıoğlu
yayın evi: APRIL YAYINCILIK
1. Baskı: Nisan 2010
kapak tasarım: Mineral Tasarım
kitap arkası
İçinde davet var.
Hayat var.
Alışılmadık aşklar, çılgın düşünceler var.
Gerçekler var...
Olasılıkla insanlık tarihinin
en büyük dehasının eşliğinde
bilim, felsefe ve tarihle dolu
bir edebiyat festivali var.
Sen katılana kadar yok.
kitap alıntı
"...
"Şşşşt!" dedi biri diğerine. "Gitmeye hazır olduğunu görüyorum."
Kulaklarımı diktim.
"Evet," diye yanıt verdi diğeri. "Aklımdan geçen tamı tamına bu."
"Ah, anlıyorum. Kendi yolunu mu çizeceksin? Dünyayı değiştirmek üzere harekete mi geçeceksin?"
"Tamı tamına öyle yapacağım."
"Evet, niyetinin bu olduğunu görebiliyorum. Hoşça kal öyleyse. İyi şanslar."
"Sana da."
"Gitmeden önce bir şey söyleyebilir miyim?"
"Elbette."
"Asla başaramayacaksın."
"Öyle mi?"
"Öyle. Edison' a ihtiyacın var. Fikirlerin elle tutulur gerçek şeylere dönüşmek için en fazla gereksindiği şeyin para olduğunu gördün ve para da şu yerin dışına çıkınca kolaylıkla kazanılacak bir şey değil."
"Benim için kaygılanma. Başımın çaresine bakarım. Muazzam enerjim ve muazzam fikirlerim var. Ayrıca kendi başımayken çok daha hızlı yol alabilirim. Başka bir şey daha var; burada kalırsam icat ettiğim her şeyi o sahiplenecek. Suyun başını tutmuş; parlak bir fikri alıyor ve insanların para vererek sahip olmak isteyeceği bir şeylere dönüştürüyor."
"Evet. Bu doğru. Ama 'icat etmek' olgusunun özünde yatan da bu değil midir? İnsanların satın almak isteyeceği bir şey yaratmak..."
"Dur biraz. Ben icatların amacının insanların yaşam standartlarını daha üst düzeye taşımak olduğunu düşünüyorum."
Laboratuvar birkaç hafif hareket dışında, herkes, tüm diğer 'genç hırtlar' ve Edison' un kendisi, bu uyuşmazlıkla zehirlenmiş gibi bir durağanlığa bürünmüştü.
İki taraf da haklı görünüyordu. Sessizlik devam etti. Bildik toz tanecikleri havada asılıp kalmıştı. Tartışma herhangi bir yere varmadan sürüp gitti.
Hafifçe öksürerek boğazımı temizledim ve "İstifa ediyorum, Bay Edison," dedim.
..."
APRIL Yayıncılık' ın "tesla' nın kutusu" adlı kitabından alıntıdır.
"...
"Şşşşt!" dedi biri diğerine. "Gitmeye hazır olduğunu görüyorum."
Kulaklarımı diktim.
"Evet," diye yanıt verdi diğeri. "Aklımdan geçen tamı tamına bu."
"Ah, anlıyorum. Kendi yolunu mu çizeceksin? Dünyayı değiştirmek üzere harekete mi geçeceksin?"
"Tamı tamına öyle yapacağım."
"Evet, niyetinin bu olduğunu görebiliyorum. Hoşça kal öyleyse. İyi şanslar."
"Sana da."
"Gitmeden önce bir şey söyleyebilir miyim?"
"Elbette."
"Asla başaramayacaksın."
"Öyle mi?"
"Öyle. Edison' a ihtiyacın var. Fikirlerin elle tutulur gerçek şeylere dönüşmek için en fazla gereksindiği şeyin para olduğunu gördün ve para da şu yerin dışına çıkınca kolaylıkla kazanılacak bir şey değil."
"Benim için kaygılanma. Başımın çaresine bakarım. Muazzam enerjim ve muazzam fikirlerim var. Ayrıca kendi başımayken çok daha hızlı yol alabilirim. Başka bir şey daha var; burada kalırsam icat ettiğim her şeyi o sahiplenecek. Suyun başını tutmuş; parlak bir fikri alıyor ve insanların para vererek sahip olmak isteyeceği bir şeylere dönüştürüyor."
"Evet. Bu doğru. Ama 'icat etmek' olgusunun özünde yatan da bu değil midir? İnsanların satın almak isteyeceği bir şey yaratmak..."
"Dur biraz. Ben icatların amacının insanların yaşam standartlarını daha üst düzeye taşımak olduğunu düşünüyorum."
Laboratuvar birkaç hafif hareket dışında, herkes, tüm diğer 'genç hırtlar' ve Edison' un kendisi, bu uyuşmazlıkla zehirlenmiş gibi bir durağanlığa bürünmüştü.
İki taraf da haklı görünüyordu. Sessizlik devam etti. Bildik toz tanecikleri havada asılıp kalmıştı. Tartışma herhangi bir yere varmadan sürüp gitti.
Hafifçe öksürerek boğazımı temizledim ve "İstifa ediyorum, Bay Edison," dedim.
"Evet," diye yanıt verdi diğeri. "Aklımdan geçen tamı tamına bu."
"Ah, anlıyorum. Kendi yolunu mu çizeceksin? Dünyayı değiştirmek üzere harekete mi geçeceksin?"
"Tamı tamına öyle yapacağım."
"Evet, niyetinin bu olduğunu görebiliyorum. Hoşça kal öyleyse. İyi şanslar."
"Sana da."
"Gitmeden önce bir şey söyleyebilir miyim?"
"Elbette."
"Asla başaramayacaksın."
"Öyle mi?"
"Öyle. Edison' a ihtiyacın var. Fikirlerin elle tutulur gerçek şeylere dönüşmek için en fazla gereksindiği şeyin para olduğunu gördün ve para da şu yerin dışına çıkınca kolaylıkla kazanılacak bir şey değil."
"Benim için kaygılanma. Başımın çaresine bakarım. Muazzam enerjim ve muazzam fikirlerim var. Ayrıca kendi başımayken çok daha hızlı yol alabilirim. Başka bir şey daha var; burada kalırsam icat ettiğim her şeyi o sahiplenecek. Suyun başını tutmuş; parlak bir fikri alıyor ve insanların para vererek sahip olmak isteyeceği bir şeylere dönüştürüyor."
"Evet. Bu doğru. Ama 'icat etmek' olgusunun özünde yatan da bu değil midir? İnsanların satın almak isteyeceği bir şey yaratmak..."
"Dur biraz. Ben icatların amacının insanların yaşam standartlarını daha üst düzeye taşımak olduğunu düşünüyorum."
Laboratuvar birkaç hafif hareket dışında, herkes, tüm diğer 'genç hırtlar' ve Edison' un kendisi, bu uyuşmazlıkla zehirlenmiş gibi bir durağanlığa bürünmüştü.
İki taraf da haklı görünüyordu. Sessizlik devam etti. Bildik toz tanecikleri havada asılıp kalmıştı. Tartışma herhangi bir yere varmadan sürüp gitti.
Hafifçe öksürerek boğazımı temizledim ve "İstifa ediyorum, Bay Edison," dedim.
..."
APRIL Yayıncılık' ın "tesla' nın kutusu" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder