Bu Blogda Ara

İzleyiciler

EN ÇOK OKUNAN

24 Temmuz 2017 Pazartesi

ALAMUT' A DÖNÜŞ - GÜVERCİNİN GERDANLIĞI


künye


yazarın adı: Ernst W. Heine
yayın evi: Yurt Kitap- Yayın
orjinal adı: Das Halsband der Taube
çeviren: Atilla Dirim
1. Baskı Eylül 2002, Ankara
sayfa sayısı: 389

kitap arkası


Alamut Fedailerinin,
Tapınak Şövalyelerinin, Şark' ın
Sır Dolu Dünyasının Romanı

O gece bir rüya gördü:
Bir kalenin tepesinde duruyor ve aşağıda uzanan
çöle bakıyordu. Uzaklarda, sinek kadar ufak
bir nokta, kendisine doğru yaklaşıyordu.
İyice yaklaştığı zaman, Orlando bunun elbiseleri
rüzgarda uçuşan bir süvari olduğunu fark etti.
Atın nalları yerdeki kum zerrelerini tıpkı bol sulu
bir çeşme gibi göğe fışkırtıyordu.
Bu, Adrian' ın ta kendisiydi. Orlando var gücüyle
haykırmasına rağmen, diğeri onu duymuyordu.
Adrian bir kulaç mesafeden yıldırım hızıyla
uzaklaşıp gitti. Adrian' ın yüzü solgundu, hatta, bir
ölü kadar beyazdı. " Bekle!" diye bağırdı Orlando.
"Dur! nereye gidiyorsun?"
Ve uzaklardan Adrian' ın sesini duydu.
Sadece tek bir kelime haykırmıştı: " Alamut..."
Orlando ansızın uyandı ve bir daha uyuyamadı.
O gizemli kelime kafasının içinde
çınlayıp duruyordu: ALAMUT.

kitap alıntı


"...
         Babasının ülkesini dolaşan Harun ür- Reşid, günün birinde sadece körlerin yaşadığı bir vadiye gelmiş. Bu insanların çocukları dünyaya kör olarak geliyormuş. Onlara as-Sabbabun, Günahkarlar deniliyordu. Ataları Tanrı' ya karşı günah işledikleri için, gözlerinin ışığının söndüğü söyleniyordu. Şimdi de sonsuz karanlığın zorluklarına bir katır teslimiyetiyle boyun eğiyorlardı. Aklı başında dindar ve çalışkan insanlardı. Köylerine önemli bir misafir geldiğini duydukları zaman, tarlalardaki işlerini bırakarak Harun ür-Reşid' i dinlemeye koştular. Sesi kulaklarına o kadar güzel gelmişti ki onu karşılarında görür gibi oluyorlardı. Harun ür-Reşid, yanında bir de fil getirmişti. Körlerin hiçbiri daha önce böyle bir hayvanla karşılaşmamış olduğu için, ona elleriyle dokunmak istediler. Bu mucize hayvanın ne olduğunu anlamak için birbirlerini eziyorlardı.
          Ancak bu kargaşadan ürken fil şiddetli boru sesine benzeyen bir uyarı çığlığı attı. Bunun üzerine kalabalık korkuyla geri çekildi ve güvenli bir mesafede saygıyla beklemeye başladı. Hayvanın karnına dokunmuş olanlar şöyle dediler: Fil, yumuşak derili büyük bir hayvandır. Dişerine dokunmuş olanlar ise yeminle şöyle dediler: Hayır, fil ince hatlı ve taş sertliğinde bir hayvandır. Hortumuna dokunmuş olanlar ise onu bir tür büyük yılan olarak tasvir ediyordu. Bacaklarına dokunmuş olanlara göre, fil denilen hayvan, kabukları çatlak içinde ağaç kütüklerini andırıyordu.
          Böylece körlerin arasında sonu gelmez bir tartışma başladı. Köy birbirleriyle asla anlaşamayan dört gruba ayrıldı, çünkü her biri kendisinin haklı olduğunu düşünüyordu. Bir filin ne olduğunu kendi elleriyle dokunup anlamamışlar mıydı?
..."

Yurt- Kitap Yayınları'nın "Alamut' a Dönüş - Güvercinin Gerdanlığı" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder