Bu Blogda Ara

İzleyiciler

EN ÇOK OKUNAN

30 Temmuz 2017 Pazar

ON İKİ GEZİCİ ÖYKÜ


künye


yazarın adı: GABRIEL GARCİA MARQUEZ
yayın evi: Can Yayınları
1. basım:1993
kapak tasarımı: Ayşe Çelem Design
ispanyolca aslından çeviren: İnci KUT
kapak resmi: HENRI ROUSSEAU (GÜMRÜKÇÜ)
sayfa sayısı: 192

kitap arkası


Yüzyıllık Yalnızlık' ı bin yılın en
önemli kitaplarından biri sayılan
Gabriel Garcia Marquez, büyülü
gerçekçilik akımının en önemli
kalemlerinden biridir.

On İki Gezici Öykü, 1982 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Gabriel Garcia Marquez' in on sekiz yıllık bir zaman diliminde aralıklarla tekrar tekrar kaleme aldığı kısa öyküleri bir araya getiriyor. Yıllar öncesinin gazete notları, senaryo ve tv dizisi taslakları, zamanla Marquez' in elinde usta işi, olağandışı birer öyküye dönüşmüş.

"Maria dos Prazeres" adlı öyküde, kendine bir mezar satın alan bir fahişe, küçük köpeğine mezar başında nasıl ağlayacağını öğretiyor. " Kendimi Rüya Görmek İçin Kiralıyorum", zengin bir aile için rüya yorumlayarak geçimini sağlayan Kolombiyalı bir kadın anlatıyor.

On İki Gezici Öykü' deki kısa öyküler, Garcia Marquez' in 1970' te yayımlanan başyapıtı Yüzyıllık Yalnızlık' ı anımsatan sahneler, olaylar ve imgelerle dolu. Usta, gerçeklik dünyasıyla düşler dünyasını buluşturmaktaki eşsiz yeteneğini bir kez daha ortaya koyuyor.

kitap alıntı


"...
          Korktuğumun tersine o gece çok iyi uyuduk, eşimle ben alt kattaki bir yatak odasındaydık, çocuklarım da bitişik odadaydılar. Her iki oda da yenilenmişti ve hiç de kasvetli bir görünümleri yoktu. Uyumaya çalışırken, salondaki uyku nedir bilmeyen sarkaçlı saatin on ikiyi vurmasını saydım ve kaz çobanı kadının korkunç uyarısını hatırladım. Ama o kadar yorgunduk ki, hemen uykuya dalarak ağır ve deliksiz bir uyku uyuduk; penceredeki sarmaşıkların arasından giren harikulade bir güneşle uyandığımda saat yediyi geçmişti. Yanımda eşim, masum insanların sükunet denizinde seyrediyordu. "Bu zamanda," dedim kendi kendime, "hayaletlere hala inanan biri olması ne aptallık." Burnuma gelen yeni toplanmış çilek kokusuyla ancak o zaman ürperdim, soğumuş külleri ve taşlaşmış odun parçasıyla şömineyi ve altın çerçevesinin içinde üç yüzyıl öteden bize bakan kederli şövalyenin portresini de gördüm. Çünkü zemin katta bir gece önce yattığımız yatak odasında değil, Ludovico' nun yatak odasında, o lanetli yatağın tozlu saçaklarıyla perdelerinin ve hala soğumamış kanlara bulanmış çarşaflarının altındaydık.
..."

Can Sanat Yayınları' nın " On İki Gezici Öykü" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder