künye
yazarın adı: Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
yayın evi: İletişim Yayınları
editör: Bahriye ÇERİ
kapak: Ümit KIVANÇ
dizgi: Maraton Dizgievi
uygulama: Hüsnü ABBAS
düzelti: Ahmet ABBAS/ Fatih M. ÖZTAN
montaj: Şahin EYİLMEZ
baskı ve cilt: Sena Ofset
1. Baskı 1983 İstanbul
sayfa sayısı: 198
editör: Bahriye ÇERİ
kapak: Ümit KIVANÇ
dizgi: Maraton Dizgievi
uygulama: Hüsnü ABBAS
düzelti: Ahmet ABBAS/ Fatih M. ÖZTAN
montaj: Şahin EYİLMEZ
baskı ve cilt: Sena Ofset
1. Baskı 1983 İstanbul
kitap arkası
Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştiri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri' nin 1910' dan 1974' e dek verdiği eserler Türkçe' nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri' nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920' lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati' den yetişmiş ama bunu izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu' nun eserleri, hala tüketilmemiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir "panorama" dır.
Yaban
Kendi dönemi içindeki gerçekçilik anlayışına uygun olarak yazılmış olan Yaban' da Yakup Kadri, 1. Dünya Savaşı' nın bitimiyle birlikte Sakarya Savaşı' nın sonuna kadar olan sürede bir Anadolu köyünde, köylüleri, köyün durumunu, Milli Mücadele' ye ilişkin tavırlarını bir aydının gözüyle verir. Yaban için " bu eser benliğimin çok derinliklerinden adeta kendi kendine sökülüp, koparak gelmiş bir şeydir" diyen yazar, bu romanda ortaya koyduğu birçok soruna daha sonra yazacağı Ankara' da cevap bulmaya çalışacaktır.
Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştiri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri' nin 1910' dan 1974' e dek verdiği eserler Türkçe' nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri' nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920' lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati' den yetişmiş ama bunu izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu' nun eserleri, hala tüketilmemiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir "panorama" dır.
Yaban
Kendi dönemi içindeki gerçekçilik anlayışına uygun olarak yazılmış olan Yaban' da Yakup Kadri, 1. Dünya Savaşı' nın bitimiyle birlikte Sakarya Savaşı' nın sonuna kadar olan sürede bir Anadolu köyünde, köylüleri, köyün durumunu, Milli Mücadele' ye ilişkin tavırlarını bir aydının gözüyle verir. Yaban için " bu eser benliğimin çok derinliklerinden adeta kendi kendine sökülüp, koparak gelmiş bir şeydir" diyen yazar, bu romanda ortaya koyduğu birçok soruna daha sonra yazacağı Ankara' da cevap bulmaya çalışacaktır.
kitap alıntı
"...
Ve kendimi kaybedip yakasına yapıştım. Silkinip geriye çekilmek istedi. Sarstım. Davrandı, ayağa kalktı ve elimden kurtulmak için çabalamaya başladı. Kahvede kimse yoktu. Kahveci de suya gitmişti. Salih Ağa tuzağa düşmüş bir çakal gibi pençemde kıvranıyor.
Birden, herifin ağzını elimin üstünde hissettim. Bir hayvan gibi ısırmaya çalışıyordu. Kara, seyrek dişlerinin nemini derimde duyar duymaz, bütün hiddetim bir derin tiksintiye çevrildi. Onu nefretle geriye ittim. Lakin yere düşmesiyle toparlanıp kalkması bir oldu. Bir sıçrayışta kahvenin peykesinden öteye atladı. Koşarak kaçtı gitti.
Bir süre, gülmekle ağlamak arasında, hasmımın yerde kalan pabuçlarına baktım.
Her şeyi bu kadar ciddiye almak, bu kadar öfkelenmek neden? Kaç gün yüreğimde bu olayın azabını taşıdım. Gidip, Salih Ağa' nın kendisinden bizzat af dilemek istedim.
Ama, o bana karşı hiçbir kin taşımıyor gibi. Yapacağını yaptıktan, almak istediğini aldıktan sonra ötesine pek önem vermiyor. Hatta, meselenin bu kadarcıkla kapanmış olmasına seviniyor. Belki, bununla da kalmayıp içinden bana karşı bir küçümseme duyuyor. Beni herhangi bir delikanlı gibi ham ve hoyrat buluyor.
..."
İletişim Yayınları' nın " Yaban" adlı kitabından alıntıdır.
"...
Ve kendimi kaybedip yakasına yapıştım. Silkinip geriye çekilmek istedi. Sarstım. Davrandı, ayağa kalktı ve elimden kurtulmak için çabalamaya başladı. Kahvede kimse yoktu. Kahveci de suya gitmişti. Salih Ağa tuzağa düşmüş bir çakal gibi pençemde kıvranıyor.
Birden, herifin ağzını elimin üstünde hissettim. Bir hayvan gibi ısırmaya çalışıyordu. Kara, seyrek dişlerinin nemini derimde duyar duymaz, bütün hiddetim bir derin tiksintiye çevrildi. Onu nefretle geriye ittim. Lakin yere düşmesiyle toparlanıp kalkması bir oldu. Bir sıçrayışta kahvenin peykesinden öteye atladı. Koşarak kaçtı gitti.
Bir süre, gülmekle ağlamak arasında, hasmımın yerde kalan pabuçlarına baktım.
Her şeyi bu kadar ciddiye almak, bu kadar öfkelenmek neden? Kaç gün yüreğimde bu olayın azabını taşıdım. Gidip, Salih Ağa' nın kendisinden bizzat af dilemek istedim.
Ama, o bana karşı hiçbir kin taşımıyor gibi. Yapacağını yaptıktan, almak istediğini aldıktan sonra ötesine pek önem vermiyor. Hatta, meselenin bu kadarcıkla kapanmış olmasına seviniyor. Belki, bununla da kalmayıp içinden bana karşı bir küçümseme duyuyor. Beni herhangi bir delikanlı gibi ham ve hoyrat buluyor.
..."
İletişim Yayınları' nın " Yaban" adlı kitabından alıntıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder