künye
yazar: Orhan Pamuk
yayın evi: Yapı Kredi Yayınları
editör: Murat Yalçın
kapaktaki desen: Orhan Pamuk
1. baskı: İstanbul, Ağustos 2013
sayfa sayısı: 127
yayın evi: Yapı Kredi Yayınları
editör: Murat Yalçın
kapaktaki desen: Orhan Pamuk
1. baskı: İstanbul, Ağustos 2013
kitap arkası
Herkes için Orhan Pamuk
"Bu kitapta, şimdiye kadar yazdığım sayfalardan, en kolay anlaşılabilir ve en güçlü olanları seçmeye çalıştım."
Çocukluk ve okul hikayeleri ve tarihten sayfalar
Orhan Pamuk, kitaplarından seçtiği parçaları bu kitaba alırken metinlere dokundu, eski yazılarını değiştirdi, cümleler, paragraflar ekledi, başlıklar koydu. Pamuk' un kırk yıllık yazarlık hayatının en güzel sayfalarından yapılan bu seçme hem onun yeni ve genç okurlarının hem de eski takipçilerinin ilgisini çekecek.
"Kitabın kalbinde, hakkında hayaller kurmaktan hoşlandığım iki konu var: Tarihin esrarlı yüzü ve çocukluk ve öğrencilik yıllarının hatıraları. Romanlarımda ve düzyazılarımda bu iki kaynağa hep geri döndüm. Her seferinde de iki konunun kafamda iç içe geçtiğini hissettim. Yani: Tarihin çocuksu yanı ile çocukluğun tarihsel yanı."
Hiç yayımlanmamış bir hikaye
Ben Bir Ağacım' da Pamuk, Osmanlı zamanının bir celladını, bir padişahın kıskançlığını anlatıyor, bir ağacı, bir resmi konuşturuyor ve kendi çocukluk, gençlik ve okul hatıralarını hikaye ediyor.
Pamuk' un yeni romanı Kafamda Bir Tuhaflık' ın kahramanı Mevlut Karataş' ın ortaokul yıllarının hikayesiyle...
kitap alıntı
"...
Askerler İstanbul' un bütün kaldırımlarını, kirli ve düzensiz gördükleri her yeri (aslında bütün şehir öyleydi), iri çınar ağaçlarının gövdelerini ve Osmanlı' dan kalan duvarları kireç boyasıyla beyaza boyayıp şehri kışlaya çevirdiler. Dolmuşların her istedikleri yerde durup yolcu indirip bindirmeleri(bu, dolmuşların sonunun başlangıcıydı), satıcıların büyük meydanlara ve caddelere, havuzlarında su olan şık parklara, gemilere, trenlere girmeleri de yasaklandı. Ünlü kabadayıların yönettiği yarı gizli kumarhanelere, randevuevlerine ve Avrupa sigarası ve içkisi satan kaçakçı depolarına polis gazetecilerle birlikte baskınlar düzenledi.
Radyo ve televizyondaki düzen, disiplin, temizlik sözlerinden Atatürk Erkek Lisesi de etkilendi. Bahçe duvarlarına, hela kapılarına, kuytu yerlere yazılmış siyasi sloganlar, müstehcen deyişler, öğretmenler hakkında yazılmış çeşit çeşit edepsiz hikaye ve temsili çizimlerin ( İskelet ve iri Melahat bir resimde çiftleşiyordu) hepsi boyayla kapatıldı. Öğretmenlere baş kaldıranlar, bozguncular, ikide bir siyasi slogan atan ya da her dersi siyasi tartışma ve propagandaya sürükleyen azgınlar sindirildi. Müdür ve iskelet bayrak törenlerinde İstiklal Marşı' nı herkes aynı anda okuyabilsin diye Atatürk heykelinin yanına, minarelere konan hoparlörlerden birer tane yerleştirdiler ama bu da, uyumsuzlar korosuna yeni ve madeni bir sesin katılmasından başka bir sonuç vermedi. Üstelik hoparlörün sesi bütün sesleri bastırdığı için İstiklal Marşı' nı okuyanlar da azalmıştı. Jimnastik derslerinde Kör Kerim' in daha sert hareketler yaptırdığı ve daha çok bağırıp çağırdığı arkalardaki tepelerden de fark ediliyordu. Ramses de tarih derslerinde kanlı zaferlerden, bayrağın renginin kandan geldiğinden ve Türklerin kanının diğer milletlerin kanından bir başka olduğundan daha çok bahsediyordu artık. Mevlut gecekondudan gelen bir yoksul olduğunu değil, Orta Asya' dan gelerek bütün dünyaya medeniyet götüren bir asil olduğunu kendisine kanıtlarıyla ve haritasıyla öğreten tarih derslerinden zaten baştan beri çok zevk alıyor, hem de bilim denen şeyin ne kadar önemli olduğunu anlıyordu.
..."
Yapı Kredi Yayınları' nın "Ben Bir Ağacım" adlı kitabından alıntıdır.
"...
Askerler İstanbul' un bütün kaldırımlarını, kirli ve düzensiz gördükleri her yeri (aslında bütün şehir öyleydi), iri çınar ağaçlarının gövdelerini ve Osmanlı' dan kalan duvarları kireç boyasıyla beyaza boyayıp şehri kışlaya çevirdiler. Dolmuşların her istedikleri yerde durup yolcu indirip bindirmeleri(bu, dolmuşların sonunun başlangıcıydı), satıcıların büyük meydanlara ve caddelere, havuzlarında su olan şık parklara, gemilere, trenlere girmeleri de yasaklandı. Ünlü kabadayıların yönettiği yarı gizli kumarhanelere, randevuevlerine ve Avrupa sigarası ve içkisi satan kaçakçı depolarına polis gazetecilerle birlikte baskınlar düzenledi.
Radyo ve televizyondaki düzen, disiplin, temizlik sözlerinden Atatürk Erkek Lisesi de etkilendi. Bahçe duvarlarına, hela kapılarına, kuytu yerlere yazılmış siyasi sloganlar, müstehcen deyişler, öğretmenler hakkında yazılmış çeşit çeşit edepsiz hikaye ve temsili çizimlerin ( İskelet ve iri Melahat bir resimde çiftleşiyordu) hepsi boyayla kapatıldı. Öğretmenlere baş kaldıranlar, bozguncular, ikide bir siyasi slogan atan ya da her dersi siyasi tartışma ve propagandaya sürükleyen azgınlar sindirildi. Müdür ve iskelet bayrak törenlerinde İstiklal Marşı' nı herkes aynı anda okuyabilsin diye Atatürk heykelinin yanına, minarelere konan hoparlörlerden birer tane yerleştirdiler ama bu da, uyumsuzlar korosuna yeni ve madeni bir sesin katılmasından başka bir sonuç vermedi. Üstelik hoparlörün sesi bütün sesleri bastırdığı için İstiklal Marşı' nı okuyanlar da azalmıştı. Jimnastik derslerinde Kör Kerim' in daha sert hareketler yaptırdığı ve daha çok bağırıp çağırdığı arkalardaki tepelerden de fark ediliyordu. Ramses de tarih derslerinde kanlı zaferlerden, bayrağın renginin kandan geldiğinden ve Türklerin kanının diğer milletlerin kanından bir başka olduğundan daha çok bahsediyordu artık. Mevlut gecekondudan gelen bir yoksul olduğunu değil, Orta Asya' dan gelerek bütün dünyaya medeniyet götüren bir asil olduğunu kendisine kanıtlarıyla ve haritasıyla öğreten tarih derslerinden zaten baştan beri çok zevk alıyor, hem de bilim denen şeyin ne kadar önemli olduğunu anlıyordu.
..."Radyo ve televizyondaki düzen, disiplin, temizlik sözlerinden Atatürk Erkek Lisesi de etkilendi. Bahçe duvarlarına, hela kapılarına, kuytu yerlere yazılmış siyasi sloganlar, müstehcen deyişler, öğretmenler hakkında yazılmış çeşit çeşit edepsiz hikaye ve temsili çizimlerin ( İskelet ve iri Melahat bir resimde çiftleşiyordu) hepsi boyayla kapatıldı. Öğretmenlere baş kaldıranlar, bozguncular, ikide bir siyasi slogan atan ya da her dersi siyasi tartışma ve propagandaya sürükleyen azgınlar sindirildi. Müdür ve iskelet bayrak törenlerinde İstiklal Marşı' nı herkes aynı anda okuyabilsin diye Atatürk heykelinin yanına, minarelere konan hoparlörlerden birer tane yerleştirdiler ama bu da, uyumsuzlar korosuna yeni ve madeni bir sesin katılmasından başka bir sonuç vermedi. Üstelik hoparlörün sesi bütün sesleri bastırdığı için İstiklal Marşı' nı okuyanlar da azalmıştı. Jimnastik derslerinde Kör Kerim' in daha sert hareketler yaptırdığı ve daha çok bağırıp çağırdığı arkalardaki tepelerden de fark ediliyordu. Ramses de tarih derslerinde kanlı zaferlerden, bayrağın renginin kandan geldiğinden ve Türklerin kanının diğer milletlerin kanından bir başka olduğundan daha çok bahsediyordu artık. Mevlut gecekondudan gelen bir yoksul olduğunu değil, Orta Asya' dan gelerek bütün dünyaya medeniyet götüren bir asil olduğunu kendisine kanıtlarıyla ve haritasıyla öğreten tarih derslerinden zaten baştan beri çok zevk alıyor, hem de bilim denen şeyin ne kadar önemli olduğunu anlıyordu.
Yapı Kredi Yayınları' nın "Ben Bir Ağacım" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder