Bu Blogda Ara

İzleyiciler

EN ÇOK OKUNAN

21 Ocak 2018 Pazar

KAYIP ARANIYOR

künye

yazar: Sait Faik Abasıyanık
yayın evi: Yapı Kredi Yayınları
kitap editörü: Kaan Özkan
düzelti: Filiz Özkan
kapak tasarımı: Nahide Dikel
1.baskı: Varlık Yayınları, 1953
YKY' de 1. baskı: İstanbul, Ağustos 2002
sayfa sayısı: 93

kitap arkası

"...Gerçek Türkçesiyle birlikte, hikayelerinde anlattığı, bir düş içinde görünen insanları da gerçektir. Düş dünyası Sait' in gerçekçiliğinin üstüne çekilmiş bir cila gibidir."
Yaşar Kemal

"... Sait' in tek olduğu muhakkaktır. Kendi mizacını, tabiatın eserine vermiş bir hikayeci bundan evvel yoktu, bundan sonra da olmayacak."
İlhan Tarus

" Riyakarlık aşağılığın en son haddidir. Sahiden iyi insanlar, kötüler hakkında laf söylemezlerdi. (...) Riyayı kaldırırsanız mesele yoktur, kötüler hemen saflarına iyiyi alıverirler. Önemli olan kötülüğü iyilikle beraber ortadan kaldırmaktır. O zaman insanlık denilen şey kafasını kaldırır: 'Durun bakalım', der,'biz de varız"'
diyen büyük yazarın; ilk kez 1953 yılında yayımlanan romanı Kayıp Aranıyor yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı.

Mektuplar, manüskriler ve gün ışığına çıkmamış metinler sırada...

kitap alıntı


"...
          Daha dokuz gün Ankara' dan ayrılamamak zorunda kaldı. Uyku ilaçları onu serseme çevirmişti. Yatınca bir tane hap alıyor, uykuya benzemeyen iki üç saatlik bir kendinden geçmeden sonra bir yürek çarpıntısı ile uyanıyor, sonra artık uyuyamıyordu. Sabahleyin ortalık ağarırken yeniden dalabiliyordu.
          Uyku ilaçlarının verdiği uykudan usanmıştı. Akşam olur olmaz, bir sinemaya gidiyor, cebinde bir konyak şişesi ile odasına dönüyordu. İlk geceki o garip buhran şimdi yine geliyordu ama sanki yumuşak ve ılık ir şeyin içinden geçip geliyordu. Konyak sanki buhranın hallerini ısıtıyor, o haller sanki pek soğuk oldukları için o kadar şiddetli imişler sandıracak bir ılıklıkla ısınıyorlar, ısındıkçada tahammülü kabil şeyler oluyorlardı.
          Buhran, gün günden biraz daha hafifleyerek, konyakla alıklaşıp yumuşayarak geçmek istidadı göstermeye başladı. Ama yine de içinde bir korku, o kriz halini bekleyen, adeta korku isimli bir korku vardı.
          Sekizinci günün sabahı geç uyanmıştı. Yarın artık İstanbul' a dönebilecekti. Gazetenin, yerine gönderdiği arkadaş dün akşam gelmişti. Bu gün çocuğu tanıştıracak birkaç yer vardı. Randevuları saat on birde idi. Saat de neredeyse on bire geliyordu. Tam çıkarken otelin katibi arkasından seslendi:
          - Küçük hanım, size bir mektup bıraktılar.
..."
Yapı Kredi Yayınları' nın "Kayıp Aranıyor" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder