künye
yazar: Antoine de Saint-Exupery
yayın evi: Can Sanat Yayınları
çeviri: Cemal Süreya ve Tomris Uyar
yayın koordinatörü: İpek Şoran
düzelti: Şenay Yamaç
son okuma: Seda Ateş
kapak ve iç tasarım: Gözde Bitir
"Küçük Prens" kaligrafi: Erhan Olcay
tasarım uygulama: Güldal Yurtoğlu
1. basım: Ocak 2015
sayfa sayısı: 105
yayın evi: Can Sanat Yayınları
çeviri: Cemal Süreya ve Tomris Uyar
yayın koordinatörü: İpek Şoran
düzelti: Şenay Yamaç
son okuma: Seda Ateş
kapak ve iç tasarım: Gözde Bitir
"Küçük Prens" kaligrafi: Erhan Olcay
tasarım uygulama: Güldal Yurtoğlu
1. basım: Ocak 2015
kitap arkası
"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit:
İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir.
Gerçeğin mayası gözle görülmez."
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
"Gerçeğin mayası gözle görülmez."
"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit:
İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir.
Gerçeğin mayası gözle görülmez."
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
"Gerçeğin mayası gözle görülmez."
kitap alıntı
"...
İkinci gezegende kendini beğenmişin biri vardı. Küçük Prens' i uzaktan görür görmez haykırdı:
"İşte hayranlarımdan biri!"
Kendini beğenmişlerin gözünde herkes bir hayrandır.
"Günaydın," dedi Küçük Prens, "o nasıl şapka başınızdaki?"
"Selam şapkası. Bana alkış tutanları bununla selamlarım. Ne yazık ki buralara uğrayan yok."
"Yaa?" dedi Küçük Prens, anlayamamıştı.
"Ellerini çırparsan görürsün."
Küçük Prens ellerini çırptı. Bunun üstüne, kendini beğenmiş, alçakgönüllü bir tavırla şapkasını çıkararak selam verdi.
"Burası kralın gezegeninden daha eğlendirici," diye düşündü Küçük Prens. Ellerini yeniden çırptı. Beriki yeniden şapkasını çıkararak selam verdi.
Alkışlama ve selamlama işlemi beş dakika sürdü; Küçük Prens bu törenin tekdüzeliğinden sıkılmıştı; sordu:
"Peki, şapkayı eğmek için ne yapılacak?"
Kendini beğenmiş duymadı bile. Çünkü kendini beğenmişler yalnız övgüleri dinler.
"Sen gerçekten bana hayran mısın, değil misin?"
"Hayran olmak ne demek?"
"Hayran olmak, benim bu gezegenin en yakışıklı, en iyi giyinen, en zengin ve en zeki adamı olduğuma inanmak demektir."
"Ama bu gezegende senden başka kimse yok ki."
"Canım hatırım için hayran oluver gitsin."
Küçük Prens omuzlarını hafifçe silkerek:
"Peki, hayranım," dedi. "Ama bunca üstelemenin nedenini anlayamadım."
Sonra yola koyuldu.
"Büyükler gerçekten çok tuhaf oluyor," diye düşündü yol boyunca.
..."
Can Sanat Yayınları' nın "Küçük Prens" adlı kitabından alıntıdır.
"...
İkinci gezegende kendini beğenmişin biri vardı. Küçük Prens' i uzaktan görür görmez haykırdı:
"İşte hayranlarımdan biri!"
Kendini beğenmişlerin gözünde herkes bir hayrandır.
"Günaydın," dedi Küçük Prens, "o nasıl şapka başınızdaki?"
"Selam şapkası. Bana alkış tutanları bununla selamlarım. Ne yazık ki buralara uğrayan yok."
"Yaa?" dedi Küçük Prens, anlayamamıştı.
"Ellerini çırparsan görürsün."
Küçük Prens ellerini çırptı. Bunun üstüne, kendini beğenmiş, alçakgönüllü bir tavırla şapkasını çıkararak selam verdi.
"Burası kralın gezegeninden daha eğlendirici," diye düşündü Küçük Prens. Ellerini yeniden çırptı. Beriki yeniden şapkasını çıkararak selam verdi.
Alkışlama ve selamlama işlemi beş dakika sürdü; Küçük Prens bu törenin tekdüzeliğinden sıkılmıştı; sordu:
"Peki, şapkayı eğmek için ne yapılacak?"
Kendini beğenmiş duymadı bile. Çünkü kendini beğenmişler yalnız övgüleri dinler.
"Sen gerçekten bana hayran mısın, değil misin?"
"Hayran olmak ne demek?"
"Hayran olmak, benim bu gezegenin en yakışıklı, en iyi giyinen, en zengin ve en zeki adamı olduğuma inanmak demektir."
"Ama bu gezegende senden başka kimse yok ki."
"Canım hatırım için hayran oluver gitsin."
Küçük Prens omuzlarını hafifçe silkerek:
"Peki, hayranım," dedi. "Ama bunca üstelemenin nedenini anlayamadım."
Sonra yola koyuldu.
"Büyükler gerçekten çok tuhaf oluyor," diye düşündü yol boyunca.
...""İşte hayranlarımdan biri!"
Kendini beğenmişlerin gözünde herkes bir hayrandır.
"Günaydın," dedi Küçük Prens, "o nasıl şapka başınızdaki?"
"Selam şapkası. Bana alkış tutanları bununla selamlarım. Ne yazık ki buralara uğrayan yok."
"Yaa?" dedi Küçük Prens, anlayamamıştı.
"Ellerini çırparsan görürsün."
Küçük Prens ellerini çırptı. Bunun üstüne, kendini beğenmiş, alçakgönüllü bir tavırla şapkasını çıkararak selam verdi.
"Burası kralın gezegeninden daha eğlendirici," diye düşündü Küçük Prens. Ellerini yeniden çırptı. Beriki yeniden şapkasını çıkararak selam verdi.
Alkışlama ve selamlama işlemi beş dakika sürdü; Küçük Prens bu törenin tekdüzeliğinden sıkılmıştı; sordu:
"Peki, şapkayı eğmek için ne yapılacak?"
Kendini beğenmiş duymadı bile. Çünkü kendini beğenmişler yalnız övgüleri dinler.
"Sen gerçekten bana hayran mısın, değil misin?"
"Hayran olmak ne demek?"
"Hayran olmak, benim bu gezegenin en yakışıklı, en iyi giyinen, en zengin ve en zeki adamı olduğuma inanmak demektir."
"Ama bu gezegende senden başka kimse yok ki."
"Canım hatırım için hayran oluver gitsin."
Küçük Prens omuzlarını hafifçe silkerek:
"Peki, hayranım," dedi. "Ama bunca üstelemenin nedenini anlayamadım."
Sonra yola koyuldu.
"Büyükler gerçekten çok tuhaf oluyor," diye düşündü yol boyunca.
Can Sanat Yayınları' nın "Küçük Prens" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder