künye
yazarı: ottoman
yayın evi: Hayal Yayınları
Birinci Baskı: Mayıs 2012
kapak tasarımı: Veysel Şaylı
sayfa sayısı: 255
kitap arkası
"Çay kaşığıyla kahve karıştırdığınızda kahve kaşığı olmaz.
Bir çay kaşığı her zaman çay kaşığıdır."
Stephan Brooks bir sabah uyandığında kapısının kırılmış ve evinin
alabildiğine dağıtılmış olduğunu görür. Kulaklarında çınlayan bir fahişenin
çığlığı hariç, dün ne olduğuna dair hiç bir şey hatırlamamaktadır.
Ama Stephan' ın aklında dün ne olduğu sorusundan çok daha mühim bir
soru vardır: "Acaba burada çay kaşığı var mı?" o andan itibaren talihsizlik
peşini bırakmaz. Saatler içerisinde başına gelmeyen bela kalmaz.
Yaşadıkları ayrıca kim olduğunu sorgulamasına da sebep olur. Ama
bulduğu cevap daha da büyük bir sorundur.
Stephan ilk başlarda çay kaşığının anlamsız bir takıntı olduğunu düşünür.
Ama sorunlar arttıkça kafasının içindeki çay kaşıklarının da gitgide
arttığını fark eder. Bu yüzden başına gelen her şeyin çay kaşıklarıyla da
bir ilgisi olduğunu düşünmeye başlar. Çay kaşıklarının kaynağı sorunun
da kaynağıdır.
Stephan' ın her şeyi halledebilmesi için önünde sadece dört günü vardır.
Bu dört gün içerisinde sorunlarını çözemezse geriye sadece iki seçeneği
kalacaktır: Ölmek ya da yaşamamak... Eğer her şeyi halledemeden
ölürse, ölüm onun için bir son değil, sadece başlangıç olacaktır.
Çay kaşığı ne kadar masum ve zararsız bir nesne değil mi? Ama siz onu
bir de Stephan' a sorun.
Peki, sizin hiç Çay Kaşığı' nız var mı?
kitap alıntı
"...
Başımı yatağın ters tarafına çevirmiş ve yere yapışmış bir vaziyette bir süre bekledim. Arkama bakmaya cesaret edemiyordum. Ya ben hala oradaysam diye düşünüyordum. Evet, yataktaki benden başkası değildi. Sonra düşünmenin bir faydası olmadığını düşündüm. Başımı kapıdan yatak tarafına doğru yavaşça çevirdim. Yatağın altından düştüğüm yere baktım. Orada değildim. Etrafımı iyice yokladım. Şu an olduğum yer dışında hiçbir yerde yoktum. Çok şükür gitmiştim.
..."
Hayal Yayınları' nın "Çay Kaşığı" adlı kitabından alıntıdır.
"...
Başımı yatağın ters tarafına çevirmiş ve yere yapışmış bir vaziyette bir süre bekledim. Arkama bakmaya cesaret edemiyordum. Ya ben hala oradaysam diye düşünüyordum. Evet, yataktaki benden başkası değildi. Sonra düşünmenin bir faydası olmadığını düşündüm. Başımı kapıdan yatak tarafına doğru yavaşça çevirdim. Yatağın altından düştüğüm yere baktım. Orada değildim. Etrafımı iyice yokladım. Şu an olduğum yer dışında hiçbir yerde yoktum. Çok şükür gitmiştim.
..."
Hayal Yayınları' nın "Çay Kaşığı" adlı kitabından alıntıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder